Kenan EVREN ‘ in Mirası

Son zamanlarda iktidar partisinin sözde demokrasi açılımı çerçevesinde “12 Eylül ile hesaplaşma” masalları ile yatıp kalkıyoruz. Kenan EVREN’ i yargılayacaklarmış.

Kenan EVREN’ in anayasası, Kenan EVREN’ in YÖK’ ü, Kenan EVREN’ in seçim kanunu, Kenan EVREN’ in kurduğu hukuksal ve baskıcı düzen dururken, bizim cengaverler çıkmış Kenan EVREN’ i yargılayacaklar.

12 Eylül dönemini hatırlayanlar – ki ben çocuktum ve hatırlıyorum-  askeri darbeden sonra kurulan Milli Güvenlik Konseyi’ nin afişleri hatırlarlar. O günlerde birçok mekanda baş köşede çerçeveli bir şekilde asılı durmuştur bu afişler. Bugün 12 Eylül Askeri darbesi ile hesaplaşıldığı konusunda beyanat verenler, evlerinin en güzide yerine çerçeveleterek asmışlardır bu afişleri.

Afişin en başında Genel Kurmay Başkanı, Kenan EVREN’ in resmi, altta Kara Kuvvetleri Komutanı Nurettin ERSİN, Deniz Kuvvetleri Komutanı Nejat TÜMER, Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin ŞAHİNKAYA, Jandarma Genel Komutanı Sedat CELASUN, Ortada ise Milli Güvenlik Konseyi’ nin arması bulunmaktaydı.

O yıllarda bütün sağ görüşlülerin evinde bu resimler vardı. Birçok kişi bu resimleri çerçeveltmiş, büyük bir hayranlıkla bakıyordu bu resimlere. Kıraathanelerde, kahvehanelerde bu resimler 80′ li yılların sonuna kadar yerini korudu.

Demokrasiye inanan hiçbir solcu bu afişleri evine koymamıştır o günlerde. Darbeyi de tasvip etmemiştir.

Bugün hükümetin askeri darbelerle hesaplaştığını iddia edenler, o gün afişleri çerçeveletip başköşeye asanlar, bu afişleri asmakla da isabet ettiklerine bilinçaltından seviniyor, askeri darbenin en çok kendilerine yaradığına düşünüyorlardır.

Doksan yaşındaki Kenan EVREN’ i yargılayacağını iddia edenler, Kenan EVREN ‘in mirasının üstünde oturup demokrasiden bahsediyorlar. Uyumaya devam…

Onur KANGAL

Siyaset kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Beş Maymun Hikayesi!

Bir kafese beş maymun koyarlar.

Ortaya da bir merdiven, merdivenin tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde, kafesin üstünden buz gibi soğuk su dökerler.

Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde, buz gibi soğuk suyla ıslatılır. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam olurlar.

Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır. Maymunlardan biri açlığını gidermek için kafesin tepesinde ipte asılı olan muzlara yöneldiğinde, kafesteki diğer maymunlar bu maymunu alaşağı ederler ve bir güzel döverler. Çünkü artık şunu çok iyi bilmektedirler; muzları almaya içlerinden hangi maymun teşebbüs ederse etsin başarılı olamamaktadır. Buz gibi soğuk su tepelerinden aşağıya dökülmektedir.

Bir süre sonra maymunlar, bu gerçeği kabullenmiş olarak kafesin içinde yemek istedikleri ama yiyemeyeceklerini de çok iyi anlamış oldukları muzlara bakarak dolaşmaya başlarlar.

Daha sonra, kafesteki bu maymunlardan biri dışarıya alınıp yerine yeni bir maymun adı;  “A” olsun, koyarlar.

Kafese yeni gelen maymunun ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur; fakat diğer maymunlar buna izin vermezler ve yeni gelen maymun A`yı engellemeye çalışırlar. Yeni gelen maymun kafeste kendisinden önce var olan diğer dört maymun tarafından neden engellendiğini anlayamaz. Karnı acıkan bu yeni gelen maymun birazdan bir deneme daha yapar. Fakat, bu deneme ona pahalıya patlar. Çünkü; diğer maymunlar tarafından daha merdivene ulaşmadan yine engellenir ve oracıkta bir güzel dövülür.

Kafese yeni gelen ve dövülen maymun neden diğer maymunlar tarafından dövüldüğünü bir türlü anlayamaz. Her denemesinde dövüleceğini anlamış olduğundan artık oda diğer dört maymun gibi karnı feci şekilde acıkmış olduğu halde asılı duran muzlara uzaktan bakarak kafesin içinde dolaşmaya başlar.

Bir süre sonra ıslanmış maymunlardan biri daha kafesin dışına alınır ve yerine yeni bir maymun adı;  “B” olsun, koyarlar

Kafese yeni gelen maymun B, kafese girer girmez ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Tabi ki merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer…

İşin en ilginç yanı ise bu ikinci maymun B` yi en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymun A` dır.

Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun adı;  “C” olsun, ilk atağında cezalandırılır.

Yeni gelmiş iki maymun A ve B, en yeni gelen maymun C`yi niye dövdükleri konusunda hiç bir fikre sahip değillerdir.

Son olarak, en önce ıslanan maymunlardan ikisi de yenileriyle D ve E değiştirilir.

Kafese en son gelen bu iki maymun, muzları görünce hemen merdivene koşarlar. Fakat, kafese bu iki maymundan daha önce gelipte aynı hareketi yaptıklarında önceki diğer maymunlar tarafından dövülen ve niçin dövüldüklerini bilmeyen maymun A, B ve C, bu yeni gelen maymun D ve E`yi,  kendileri daha önce nasıl dövüldülerse aynen o şekilde döverler.

Fakat, çok ilginçtir, kafese en son gelen bu iki maymunu, kafese onlardan önce gelipte daha öncekiler tarafından dövülen maymunların niçin dövdükleri konusunda en ufak fikirleri yoktur.

Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde, artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.

Neden mi?

Çünkü; burada işler böyle gelmiş böyle gitmektedir…

Edebiyat, Siyaset kategorisine gönderildi | 7 yorum

Atasözleri

Oturduğu ahır sekisi, çağırdığı İstanbul Türküsü
Sermayen bir yumurta ise taşa çal
Tezekten Terazinin Boktan Kefesi Olur.
Acemi katır kapı önüne yük indirir.

Edebiyat kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Nereden Nereye


Yıl 1933. Ankara’da bir biracı. Cumhuriyet 10 Yaşında. Fotoğraf Eylül 1933 ‘te National Geographic arşivlerine girmiş. Margon Lubiski’nin objektifinden çıkan bu fotoğrafın arkasına “Türkiye’de insanlar aşırıya kaçmadan içki içmeyi seviyor.” notu yazılmış.

Yıl 2011. Türkiyede içkili mekanlara ruhsat alınması dahi deveye hendek atlatmaktan zor. İçki satan büfelere hergün zabıtalar ve polisler tarafından baskı uygulanıyor. Sözde demokrat hükümet “Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içiyorsunuz.” diyor.

Fotoğrafta dikkat ettiğim bir diğer konu, biracının Ankara’da bir cadde kenarında olması ve fotoğraftaki kişinin cadde kenarında içkisini içmesi. Bugü Ankara da dahil hiçbir ilimizde caddede değil bira içmek, şeffaf poşette bira taşımakta sıkıntı yaşıyor insanlar. Mahalle baskısı yok diyenler ne yazık ki yine yalan söylüyor.  Bira içmek gelişmişliğin bir göstergesi olmamakla birlikte, din eksenli dayatma ve hoşgörüsüzlük cumhuriyetin ilk dönemlerinde bugünkü kadar ayyuka çıkmamış demek ki…

Onur KANGAL

(Resimler: Hürriyet Gazetesi)

Günlük Hayat kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 2 yorum

Üstelik

Çevrende herkes şaşırsa,
bunu da senden bilse,
sen aklı başında kalabilirsen eğer,
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır,
hem kendine güvenirsen eğer,
bekleyebilirsen usanmadan,
yalanla karşılık vermezsen yalana,
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana.
Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir,
ikisine de vermeyebilirsen değer,
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
kandırabilir diye safları, dert edinmezsen,
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
koyulabilirsen işe yeniden.
Döküp ortaya varını yoğunu,
bir yazı turada yitirsen bile,
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu.
Yüreğine, sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da,
herkesin bırakıp gittiği noktada,
sen dayanabilirsen tek.
Herkesle düşüp kalkar, erdemli kalabilirsen,
unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken,
dost da düşman da incitemezse seni,
ne küçümser, ne büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyi ile dünya önüne serilir,
üstelik oğlum, adam oldun demektir…


Rudyard Kipling
( 1865-1936 )

Edebiyat kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Adam Olunmaz

Saygıdır insanı erdemli kılan
Parayla şöhretle adam olunmaz
Demir parçasından cesaret alan
Silahla,tüfekle adam olunmaz Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

AB Melankolisi

Dünya ekonomisindeki daralma ve uluslar arası ticari rekabet, ülkeleri ekonomik entegrasyonlar (birliktelik) oluşturma ve diğer ülkelere karşı ortak ticari politikalar izlemeye yöneltmiştir. Bu birlikteliklerin en büyüğü Avrupa Birliği’dir. Kömür ve çelik ticaretinde kendilerini güven altına almak isteyen Avrupa Ülkeleri, “ Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu” nu kurarak bugünkü Avrupa Birliği’nin temellerini atmışlardır. Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | 4 yorum